Ekonomi nasıl çalışır? Faiz artarsa ne olur düşerse ne olur?

Faiz Nedir?

“Faiz, likiditeden vazgeçmenin ödülüdür” (The General Theory of Employment, Interest and Money, J. M. Keynes). Dolabınızda nakit paranız varsa bundan kazanç elde etmezsiniz, ama bunu istediğiniz zaman harcama özgürlüğüne sahipsinizdir (yani likiditeniz var). Bunu daha iyi kullanabilecek birine verirseniz ve o size bunu kullanmak için biraz komisyon verirse, paranızdan faiz kazanmış olursunuz. Ama artık paranız ondadır, onu şu anda kullanamazsınız.

Ekonomi nasıl çalışır?

  1. Halkın parası var. Bankanın paraya ihtiyacı var. Bankalar halka der: “Eğer paranızı mal veya hizmetlere harcamayacaksanız bize verin. Buna karşılık olarak, paranızı geçiçi olarak elimizde bulundurmak için size marjinal bir ücret ödeyeceğiz.” Halk, parasını bankaya yatırır.
  2. Şimdi bankaların parası var. Endüstri ve halk paraya muhtaç. Bankalara derler: “Sahip olduğunuz parayı bize verin. Size karşılık olarak nominal bir ücret ödeyeceğiz.” Bankalar bunu yapar, ve halka ödediklerinden daha yüksek bir ücret alırlar. Net kazanç, bankanın kâr marjıdır. Esas işlerini böyle sürdürüyorlar.
  3. Şimdi ise endüstrinin parası var. Halkın paraya ihtiyacı var. Halk, endüstriye “Hey, sizin için çalışacağız. Çalışmamız için bize nominal bir ücret ödeyin. Ayrıca sizin ürün ve hizmetlerinizi de kullanacağız.” İşte ekonomide istihdam ve tüketim bu şekilde olur, ve bu döngü hep tekrar eder.
  4. Devlet bu döngüyü sessizce izler, döngünün devam etmesini sağlayan sistemler geliştirir. Kural dışı faaliyetleri cezalandırır. Merkezi bankacılık sistemi, fiyat seviyelerinin en önemli iki belirleyicisi olan nakit akışını ve faiz oranlarını takip eder, ayrıca istihdam seviyeleri ve ekonominin genel durumunu da izler.

Daha iyi anlamak için şuradaki 30 dakikalık videoyu izlemeniz önerilir: https://www.youtube.com/watch?v=PHe0bXAIuk0

Faiz oranlarıyla ekonominin ilişkisi nedir? İnceleyelim.
Şimdi:

  1. Faiz oranları düşüyor.

    a. Merkez bankası, bankalara “Halktan aldığınız para için yalnızca şu kadarcık ücret ödemeniz gerekiyor.” der.
    b. Bankalar: “Harika. Böylelikle, halka ve endüstriye verdiğimiz paradan daha az ücret alabiliriz” der.
    c. Endüstri: “Çok ucuz bir faizle para alıyorum. İşimin daha hızlı büyümesi için daha çok borç para alıp daha çok insanı işe alacağım” der.
    d. Halk: “Kolayca iş bulabiliyoruz ve maaşımız arttı, keyfimiz yerinde. Elime geçen paranın fazlasını bankada tutarsam çok az faiz elde edeceğim. Bunun yerine paramı mal ve hizmetlere harcamayı tercih ederim.” der.
    e. Endüstri çok fazla talep olduğu için mal ve hizmet fiyatlarını arttırır. Talep artar. Fiyatlar artar. Halk şöyle düşünür: “Fiyatlar artıyor. Yarın daha yüksek bir fiyata alacağıma bugün alırım.” Böylece enflasyon başlar.

  2. Faiz oranları yükseliyor.

    a. Merkez bankası, bankalara “Halktan aldığınız para için daha yüksek bir ücret ödemeniz gerekiyor.” der.
    b. Bankalar: “Pekala, ama bizim de kâr etmemiz lazım. O halde halka ve endüstriye verdiğimiz paradan artık daha yüksek bir ücret alacağız.” der.
    c. Endüstri: “Bankalara artık borçlanmayacağız, var olan borçlarımızı da azaltacağız. Biz böyle yüksek faizler istemiyoruz. Üretimimiz durgunlaşacak, ayrıca bazı insanları işten çıkartabiliriz” der.
    d. Halk: “Üretimdeki büyüme gitgide azalıyor, işimizden olduk. Kalan az miktardaki paramızı mal ve hizmetlere harcamak yerine bankalarda saklamayı tercih ederiz.”
    e. Endüstri, talep olmadığı için mal ve hizmetlerinin fiyatını düşürür. Tüketim azalır. Fiyatlar düşüyor. Halk şöyle düşünür: “Hey, fiyatlar düşüyor. Daha ucuza mal ve hizmet alabilmek için birkaç ay daha bekleyeceğim.” Böylece resesyon başlar.

Peki, bazı ülkeler neden negatif faiz oranlarını tercih eder?

Negatif faiz oranları, dünyada daha önce hiç yaşanmamış ufak bir sapmanın sonucudur. NIRP (Negative Interest Rate Policy / Negatif Faiz Oranı Politikası) olan ülkelere bir göz atın:

Negatif faizli merkez bankaları

Bu ülkelerin ortak özelliğini görebildiniz mi? Hepsi gelişmiş ülkeler. Gelişmiş ülkelerin çok iyi sağlık sistemlerine sahip olduklarını hepimiz biliyoruz. Ayrıca, gelişmiş ülkelerin nüfus kontrolünü (tek çocuk politikasını) teşvik ettiğini de biliyoruz. Tüm bunların sonucu olarak, bu ülkeler yaşlı nüfus sorunuyla karşı karşıyadır.

Bu nedenledir ki, bu hükümetler durgunluktan kurtulmak için 2014 yılında faiz oranlarını düşürdüğünde, üretim ve tüketimdeki artış hedeflenen kadar olmamıştır. Bunun yegane sebebi, üretim ve tüketim yapmak için yeteri kadar nüfusa sahip olmamalarıydı. Başta Çin olmak üzere diğer birçok ülkenin tek çocuk politikasından vazgeçme sebebinin, gelecekte ekonomilerinde buna benzer bir etki yaratmasından korkmuş olmaları gayet açıkça görülebiliyor. Neyse ki, durgunluk kontrol edildi ve hala kontrol ediliyor. Avrupa ve Japon ekonomileri düşük durgunluk seviyelerinde dalgalanmaktadır.

Kaynak: https://www.quora.com/Why-do-some-countries-have-negative-interest-rates/answer/Dinesh-Sairam

Ek olarak Güngör Uras hocanın “Faiz arttı… Ayşe Teyzem bu işten nasıl etkilenir?” yazısını okumanızı öneririm.